Rüzgar perdeyi her zamankinden daha fazla savuruyordu, şehvetli dalgalanmasıyla yüzüme vuran acımasız darbeleri bir daha yaşama odaklanmama vesile oluyordu her defasında sanki. Derine doğru dalan beyin kıvrımlarım görme bölgesine gönderdiği sinyal ile gözlerimin tavana odaklanmasına yardımcı olmuştu. Uzun yıllardır hissetmeden yaşadığım anları hissetmeye çalışmak, bende yüksek hassasiyet oluşturuyordu. Ve bu esnada durdum, düşünmeyi bıraktım adeta ve sordum kendime: "Ne yapıyorum ben burada?"
Ne yapmalıydım, gelip de devam ettiğim rotamdan şaşmadan, kendimi yeterince tatmin ederek ne yapabilirdim? Ya da tatmin olabilir miydim acaba başıma gelen her şeyden?
Unutuyordum süslü süslü hayatımı gelip geçerken, yaşamın kıyısından. Gün geliyor ben oluyorum, doya doya yaşıyorum zamanı, gün geliyor hiç kimse olmadan anlam katmaya çalışıyorum sonbaharıma. Elimdekiyle yetinmek? Böyle mi yapıyor insanlar? Yok hayır, bu defa istemiyorum hüzünlü zamanlar. Doydum!
“Life is not measured by the number of breaths we take, But by the moments that take our breath away.”
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Ne Yapıyorum Ben Burada?..
Rüzgar perdeyi her zamankinden daha fazla savuruyordu, şehvetli dalgalanmasıyla yüzüme vuran acımasız darbeleri bir daha yaşama odaklanmama ...
-
Benim adım Kinyas. Gün ağrıyor. Başım ağrıyor. İsmimi kendime ben verdim. Bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. Bütün in...
-
Çok uzun zaman oldu aşktan bahsetmeyeli, gerek kendi iç dünyamda gerekse de bir arkadaş sohbetinde uzun uzadıya ve hissedercesine bir şeyl...
-
Hani bazen hissederiz karşımızdaki yaşadığı olayı bizimle paylaşırken onun duygularını. Başından geçen o kadar etkilemiş olur ki onu, yüzü...